'Umutlarına tutun.' Gözlerin, Yakup sabrıyla seyreylediği bir direnişle karşılasın sıkıntılarını. Kalbin, kuyularda ümidini diri tutan Yusuf’un çaresizliğiyle beklesin kurtuluşunu. Düşüncelerin, iffetine suskunluk yeminleri etmiş Meryem kadar sessiz anlatsın masumluğunu.Özlemlerin,Medine’de Muhammed(sav)'in gelişini bekleyen insanların coşkusuyla karşılasın vuslatını. ~ 'Düşüncelerine tutun.' Kendi vicdanının yargıcı,kendi günahının tövbekarı ol. Kendi acısının sabredeni,kendi sıkıntısının ilacı,kendi dertlerinin dermanı ol. Kendi yalnızlığının dostu, kendi cümlelerinin anlamı,kendi sessizliğinin sesi ol. ~ 'Kalbine tutun.' Hayatın sana bırakılan sokaklarına, karmaşık duygularını kapıların arkasına kilitleyerek çık. Bütün yürüyüşlerin, bütün yolların sonu kendinde bitsin. En çok da kendine özlem duy. Aynada gördüğün yüzün, kalbindeki senden başkası olmaması için özlemlerine tutun. Yol uzun, vakit kısa. Zamanın hayat törpüleyen basamaklarından, ömrünün son durağına esenlikle gitmek istiyorsan, en çok kendini özle. En çok kalbine, kendine tutun. ~ Çünkü; Hayat bilmeli ki aslolan, Muhammed’in (s.a.s) Hira’dan hayatın merkezine indirdiği cümlelerin oluşturduğu yankıdır. Hayat bilmeli ki aslolan, ölümün gözlerine yaşarken bakabilmektir. Hayat bilmeli ki aslolan, kalbinin gerçek sahibine sımsıkı tutunmaktır.
Derd-î firâk-ı hasreti mehcûr olan bilir, Kadr-î safây-ı sıhhati rencûr olan bilir.
Âkif Paşa . . .
Ayrılığın ve hasret çekmenin ne belalı şey olduğunu, bir köşeye bırakılıp unutulmuş olanlar ve sıhhatli olmanın kıymetini de, hastalanıp yatağa düşenler daha iyi bilir ve takdir ederler.
Tam ortasındayım yağmurun Karın soğuğun ortasındayım. Nasıl da paylaşıyor insan isterse, Nasıl da birmiş meğer hasretler. Nasıl da mecburmuşuz sabretmeye Sevmeye, öğrenmeye...
Tam ortasındayım yolun, Hmmm koşunun ortasındayım. Tam varıyorum ki hedefe; Bir yenisi başlıyor. Bu oyun hep aynı, değişmiyor. Hala devam hala figân, Hem de bile bile...
İki yıldız arası göğe asılı hamak... Uyku, uyku... Zamansız ve mekansız, uyumak. Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı; Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı. İlgisizlik, herşeyden kesilmiş ilgisizlik; Bilmeyiş ki, en büyük ilme denk bilgisizlik. Usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden; Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden! Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık; Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık. Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri; Raflarda toza batmış Peygamberlerden bildiri. Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım; Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım! Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla! Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla...